Ekonomi-Dünya

Prof. Dr. Kahf: Suriye, bankacılık sistemini tefeciliğe/faize endekslememeli

İslam ekonomisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Monzer Kahf, Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde tarımın, bağımsız vakıf sisteminin ve reel ekonomiye dayalı bir finansal yapının merkezde olması gerektiğini söyledi.

Kahf, bankacılık sisteminin tefecilik/faiz yerine doğrudan reel piyasa ve mal hareketliliğine endekslenmesi gerektiğini vurguladı.

Küresel kapitalist sistemin bireyci yapısı ile sosyalizmin bürokratik yaklaşımına alternatif olarak İslam iktisadının sunduğu ekonomik modeli değerlendiren Kahf, özellikle mülkiyet çeşitliliği ve vakıf sisteminin ekonomik ve toplumsal bağımsızlıktaki rolüne dikkat çekti.

Kahf’a göre İslam iktisadında özel mülkiyetin yanı sıra devlet, toplum ve vakıf mülkiyeti de bulunuyor. Bu yapının, ekonomik kaynakların yalnızca özel sermaye veya devlet kontrolünde toplanmasının önüne geçtiğini belirten Kahf, özellikle vakıfların tarihsel olarak bağımsız bir sivil ekonomik yapı oluşturduğunu ifade etti.

“Âlimler devletin memuru değildi”

Vakıf sisteminin en önemli özelliklerinden birinin bağımsızlık olduğunu belirten Kahf, tarihsel olarak âlimlerin maaşlarının vakıflardan karşılandığını ve bu sayede yöneticilerden bağımsız hareket edebildiklerini söyledi.

Kahf, vakıfların devlet tarafından değil, bireyler ve toplum tarafından yönetildiğini belirterek, bu yapının ulemanın iktidarlar karşısında bağımsız bir konumda bulunmasına imkan sağladığını ifade etti.

Vakıfların Batı’daki gelişimine dikkat çekti

Kahf, vakıf ve sivil mülkiyet anlayışının Batı’daki gelişimine ilişkin tarihsel bir değerlendirmede de bulundu.

İslam iktisadındaki farklı mülkiyet türlerinin kapitalist sistemde aynı biçimde bulunmadığını savunan Kahf, vakıf modelinin Avrupa’ya İslam dünyasından aktarıldığını öne sürdü.

Kahf, tarihsel bir rivayete atıfta bulunarak 16. yüzyılda İngiltere’deki bir kralın Fas Kralı’ndan vakıf sisteminin öğretilmesi amacıyla bir hukukçu gönderilmesini istediğini, kıta Avrupa’sında ise vakıf anlayışının daha sonraki dönemlerde tanındığını söyledi.

Suriye için üç başlık: Vakıf, tarım ve reel finans

Suriye’nin uzun ve ağır bir süreçten geçtiğini belirten Kahf, ülkede oluşan toplumsal iradenin ekonomik kalkınmaya dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

Kahf, Suriye’nin ekonomik yapılanması açısından devlet güdümünden bağımsız bir vakıf sistemi kurulması, tarım ve çiftçiliğin bürokratik engellerden arındırılarak desteklenmesi ve bankacılık sisteminin doğrudan reel ekonomiye bağlanması gerektiğini savundu.

Özellikle bankacılık sistemi konusunda Kahf, finansal yapının tefecilik/faiz merkezli bir anlayış yerine reel piyasa, üretim ve mal hareketliliğiyle bağlantılı olması gerektiğini belirtti.

“Ekonomik dönüşüm insan ve ahlak dönüşümüyle mümkün”

Ekonomik krizlerden çıkışın tek başına finansal araçlarla mümkün olmadığını belirten Kahf, ekonomik sistemin yanında insan unsurunun ve ahlaki yapının da dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Kahf, üretmeyen ve ekonomik kaynaklardan yalnızca yararlanan bir yapı yerine üretimi, çalışmayı ve toplumsal sorumluluğu merkeze alan bir ekonomik anlayışın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Kahf ayrıca Suriye’nin yeniden yapılanması ile Filistin meselesi arasında da güçlü bir bağ kurarak, bölgedeki toplumsal ve ekonomik inşa sürecinin Filistin’in geleceğine ilişkin sorumlulukla birlikte ele alınması gerektiğini savundu.

ABD merkezli yatırımlara da eleştiri

Kahf’ın daha önceki değerlendirmelerinde ise Suriye’nin yeniden imarı kapsamında ABD ve Batı merkezli şirketlerle kurulabilecek ekonomik ilişkilere yönelik eleştirileri öne çıkmıştı.

Amerikan sermayesi ile İsrail arasındaki ilişkiye dikkat çeken Kahf, Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde tercih edilecek ekonomik ortaklıkların yalnızca finansman ve yatırım boyutuyla değil, jeopolitik ve siyasi bağlantılarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği görüşünü dile getirmişti.