İş dünyasından asgari ücret çağrısı: “Bölgesel asgari ücret masaya gelmeli”
26. İş Dünyası Zirvesi’nde konuşan TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, “Bölgesel asgari ücret mutlaka değerlendirmeye alınmalı. Sektörel ve bölgesel teşvikler olmadan Türkiye’nin rekabetçiliği güçlenemez” ifadelerini kullandı.
TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, mevcut ekonomik sıkılaşmanın özellikle Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ) üzerinde “tarihsel bir ağırlık” yarattığını vurguladı.
Sönmez, Türkiye’nin rekabetçiliğini güçlendirmenin yolunun, bölgesel asgari ücret modelinin mutlaka masaya getirilmesinden ve sektörel/bölgesel teşviklerin hayata geçirilmesinden geçtiğini net bir şekilde ifade etti.
Finansmana erişimin giderek imkansızlaştığına dikkat çeken Sönmez, son iki ayda kapanan şirket sayısındaki yüzde 10’un üzerindeki artışa işaret ederek, vergi yükünün adil dağılması, vadelerin uzatılması ve faiz-maliyet dengesinin sağlanmasının acil bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Sönmez, asgari ücrette bölgesel uygulamalarının devreye alınması gerektiğine ve iyileşmelerin ancak gelecek yılın sonlarında görülebileceğin şu şekilde değindi:
“Bölgesel asgari ücret uygulamasının mutlaka değerlendirmeye alınması ve uygulanan teşviklerde bölgesel–sektörel bazda KOBİ’lerin önceliklendirilmesi gereğini de yeniden vurguluyoruz. Diğer yanda, yıl sonuna doğru, sanayi üretim endeksinde yıllık bazda bir ilerleme söz konusu. Ekonomik güvende temkinli ama dengeli bir iyileşme var. Önümüzdeki dönemde büyüme oranının yüzde 3–3,5 bandında seyretmesi, enflasyonun yüzde 30’lara gerilemesi öngörülüyor. Elbette yeni yılda da olmamız gereken noktanın halen çok uzağında olacağız ve nominal büyüme devam etse de reel anlamda bir denge yılı geçireceğiz. Bununla birlikte, 2026’nın sonlarına doğru finansal istikrar alanında nesnel bir iyileşmenin ilk belirtilerini de hissetmeye başlayacağımızı düşünüyorum.”
2026 yılına girerken olunması gereken noktanın halen çok uzağında bulunulduğuna dikkat çeken Süleyman Sönmez, yeni yılda bu nedenle nominal büyüme devam etse de reel anlamda bir denge yılı olacağını söyledi. Bununla birlikte 2026’nın sonlarına doğru da finansal istikrar alanında nesnel bir iyileşmenin ilk belirtilerini hissedileceği öngörüsünde bulunan Sönmez, “Finansal istikrarı, bölgesel kalkınmayla üretimi ise yeşil ve dijital dönüşümle birleştirebilirsek içinden geçtiğimiz yeniden yapılanma dönemine yön veren ülkeler arasında yerimizi alabiliriz” dedi.
Sönmez, “Ancak bu başarı hikâyesinin en önemli unsurları; yargı bağımsızlığı, kurumlara güven ve demokrasiye duyulan inançtır. Güven ve şeffaflık olmadan ekonomik büyüme de gelecek inşası da olamaz. Eğer büyümede kalıcılığı istiyorsak önce hukuka, sonra birbirimize güveneceğiz” ifadelerini kulandı.
Zirvenin açılışında konuşan Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz de dünyanın içinden geçtiği sürecin tarihin en sert dönüşümlerinden biri olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu dalgayı izleyen değil, yön veren bir ülke olması gerektiğini vurguladı. Dünyanın en sert ekonomik kırılma dönemlerinden birinin içinden geçerken bir araya gelmiş bulunuyoruz” sözleriyle başlayan Cengiz, içinde bulunulan dönemin geçmişte geçerli olan kuralların hiçbiriyle açıklanamayacağını ifade etti.
“Türkiye’nin eksiği öngörü sorunu”
Cengiz, bu küresel dönüşümlerin ortasında Türkiye’nin çoğu zaman olayları takip eden ve reaksiyon veren bir ülke konumunda kaldığını söyledi. İş dünyasının büyük potansiyele sahip olmasına rağmen uzun vadeli stratejiler yerine günü kurtaran reflekslere mahkûm edildiğini ifade eden Cengiz, “Türkiye’nin en büyük sorunu öngörü eksikliği veya yeteneksizlik değil tutarlılık ve strateji eksikliğidir. Dünya koşuyor, biz ise çoğu zaman yürümekle yetiniyoruz” dedi. Cengiz, küresel kırılma dönemlerinin bekleyenleri değil, erken pozisyon alanları ödüllendirdiğini vurguladı.
Türkiye’nin önünde iki yol olduğunu ifade eden Cengiz, “Ya küresel kırılmanın pasif mağduru olacağız, her dalgada yeniden savrulacağız; ya da bu kırılmayı fırsata dönüştürüp yeni küresel düzenin bölgesel merkezlerinden biri hâline geleceğiz” dedi. Bu yol ayrımında karar verici aktörün iş dünyası olduğunu söyleyen Cengiz, kalkınmayı, üretimi, inovasyonu, istihdamı ve uluslararası bağlantıları taşıyan kesimin iş insanları olduğunu belirterek “Bu dönemin sorumluluğu omuzlarımızdadır” ifadelerini kullandı.
“Savunmada kalan kaybeder”
Konuşmasının devamında iş dünyasını uyaran Cengiz, “Bu dönemde savunmada kalan kaybeder” diyerek, beş yıl önceki iş modelleriyle hareket eden, dijital dönüşümü maliyet gören, inovasyondan kaçınan ve risk almaktan uzak duran şirketlerin sadece pazar kaybetmekle kalmayıp tamamen yok olabileceğini söyledi.
Dünyada hiçbir şirketin ve hiçbir ülkenin dönüşümün bitmesini beklemediğini, aksine kriz gerçekliği içinde yeni ekonomiyi kurduğunu belirten Cengiz, Türkiye’de ise birçok şirketin hala “kriz geçsin, sonra yatırım yaparız” anlayışıyla hareket ettiğini dile getirerek, “Zaman bekleyenleri değil; cesaretle öne çıkanları ödüllendirir” dedi.
Türkiye’de iş ortamının hala öngörülebilirlikten uzak olduğunu belirten Cengiz, kur baskısı, mevzuat belirsizliği, finansmana erişim güçlüğü, nitelikli insan kaynağı kaybı ve verimlilik sorunlarının iş dünyasını zorladığını ifade etti.
“Türkiye’nin geleceğini ithal edemeyiz”
Bu şartlarda iş insanlarının ses yükseltmesinin eleştiri olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Cengiz, “Ülkesinin geleceğini dert eden herkes, yanlış giden şeyleri söylemek zorundadır. Bizim eleştirilerimiz politik değil; gerçeklere dayalıdır. Çünkü bugün bu sorunlarla yüzleşmezsek yarın çok daha ağır bedeller öderiz” dedi. Konuşmanın sonunda güçlü bir uyarıda bulunan Cengiz, “Eğer bu dönemi yönetemezsek, bu dönem bizi yönetecek. Kararsız kalanlar kaybedecek, cesur olanlar kazanacak. Türkiye’nin geleceğini ithal edemeyiz; geleceği biz inşa edeceğiz” dedi.
Turan: Küresel sistem yeniden yazılıyor; Türkiye için fırsatlar artıyor
TÜRKONFED’in İş Dünyası Zirvesi’nde konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, küresel ekonomiden teknolojiye, jeopolitikten iklim krizine kadar birçok alanda kuralların yeniden yazıldığı bir dönemden geçildiğini belirterek Türkiye’nin bu dönüşümde önemli fırsatlar yakalayabileceğini söyledi. Turan, TÜSİAD yönetimiyle son bir ayda gerçekleştirdiği ABD ve Çin temaslarından aktardığı gözlemlerle iş dünyasına “değişimi doğru okuyun, fırsatları kaçırmayın” çağrısı yaptı.
ABD’de finans, akademi ve teknoloji çevreleriyle yapılan görüşmelerde belirsizliklerin öne çıktığını aktaran Turan, Amerikan ekonomisinde resesyon beklenmediğini ancak risklerin arttığını vurguladı. ABD’de ticaret politikasındaki sert korumacılık ve gümrük vergilerinin küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çekerek “Bu ortam gelişmekte olan ülkeler için hem risk hem fırsat barındırıyor; Türkiye için fırsatlar daha büyük olabilir” dedi. İklim krizinin ekonomik etkilerine de işaret eden Turan, COP31’in Türkiye’de yapılacak olmasının ülkenin iklim politikalarında yeni bir liderlik fırsatı sunduğunu söyledi.
ABD verilerine göre aşırı hava olaylarının küçük işletmeler üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını hatırlatarak şehirlerin ve şirketlerin dayanıklılığını artırması gerektiğini vurguladı. Küresel dönüşümün hızını “benzeri görülmemiş” olarak tanımlayan Turan, iş dünyasına şu mesajı verdi: “Kısa vadeli şoklarla mücadele ederken uzun vadeli hedeflerden vazgeçmemeliyiz. İş modelleri kökten değişiyor. Kendimizi, şirketlerimizi ve şehirlerimizi bu yeni döneme hazırlamalıyız. Doğru okuma ve zamanında önlemle bu süreçten kazançlı çıkabiliriz.”

