Kamu katılım bankalarının birleştirilmesi: Yeniden düşünmek
Bankacılıkta aşırı büyük oyuncular sistemik risk yaratıyor. En sağlıklı yapı ise az sayıda dev banka yerine makul büyüklükte ve çok sayıda bankanın bulunduğu dengeli bir sektördür.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada; Türkiye’nin katılım finans sistemini finansal istikrar açısından stratejik bir unsur olarak gördüklerini ve sistemi büyütecek köklü adımlar atacaklarını açıkladı.
Açıklamada; kamuya ait Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım bankalarının birleştirileceği, üç kurumun birleşmesiyle sektörde büyük bir sinerji ve ivme yakalanacağı ifade edildi. Bir diğer stratejik hamle olarak katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline gelen Emlak Katılım Bankası’nın halka arz edilmesiyle vatandaşların bu büyümeye doğrudan ortak olmasının önünün açılacağı belirtildi.
Yazımız; bankacılık ve katılım bankacılığı, katılım bankacılığının ülkemizdeki gelişimi, kamu katılım bankacılığının performansı, Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım’ın birleştirilmesi üzerine değerlendirmeler ile katılım bankacılığının büyümesine yönelik önerileri içermektedir.
Bankacılık; ekonomilerin büyümesine ve toplumsal refah artışına katkıda bulunan çok önemli bir sektördür. Ülkelerin siyasi, ekonomik ve kültürel gücünün tamamlayıcısıdır. Dünyada güç merkezi olan ülkelerin bankacılık sistemleri büyük ve güçlüdür.

Bankacılık sektörünün gücünü ve etkinliğini ölçen göstergelerden ilki, sektördeki bankaların aktif büyüklüğünü GSYH ile ilişkilendiren Aktifler/GSYH oranıdır.
Aktifler/GSYH oranı; İngiltere’de %450, Fransa’da %400, Çin’de %350, Almanya’da %200, Japonya’da %170, AB ortalaması %250 ve ABD’de %80 civarındadır.
Türkiye’de 2025 itibariyle GSYH 1,6 trilyon USD, bankacılık sektörünün aktifleri 1 trilyon USD ve Aktifler/GSYH %65’tir.
Gelişmiş ülkelerdeki Aktifler/GSYH oranı dikkate alındığında ülkemizdeki bankacılık sektöründeki mevcut 1 trilyon USD’nin en az iki katı ve 2 trilyon USD civarında potansiyeli olduğu değerlendirilmektedir.
Katılım bankacılığının aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL
Küresel ölçekte 2025 yılında 6,5 trilyon USD’ye ulaşan ve 2029 yılında 10 trilyon USD’ye yaklaşması beklenen faizsiz finans sisteminin en büyük bileşeni katılım bankacılığıdır.
Türkiye’de 1985 yılına iki kurum ile başlayan katılım bankacılığında güncelde üçü kamusal sermayeli on banka faaliyettedir.
Katılım bankacılığının aktifleri 1996 yılındaki 1,1 milyar USD’den Mart 2026 itibariyle 107 milyar USD’ye yükselmiştir. Bir başka ifadeyle 1996-2005 arasında bankacılık sektörü 12 kat büyürken katılım bankacılığı 75 kat büyümüştür.
Mart 2026 itibariyle katılım bankacılığının aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL, kredileri 2,5 trilyon TL, toplanan fonları 3,2 trilyon TL, şube sayısı bin beş yüz ve personel sayısı 23 civarındadır. Katılım bankacılığı, bankacılık sektöründen %10 civarında pay almaktadır.
Katılım bankacılığının Türkiye’de yeterince büyümediği ve gelişimde kadük kaldığı eleştirileri yapılmaktadır. Bu eleştirilerin ayrıntıları verilen iki faktör ışığında yapılması halinde daha hakkaniyetli sonuçlara ulaşılabilecektir:
1) Faaliyetlerinin durdurulduğu dönemde katılım bankacılığında %50 pay alan İhlas Finans ve Bank Asya’nın neden olduğu ağır tahribat ve
2) Faaliyetlerine devam eden ve katılım bankacılığının en köklü iki kurumunun Türkiye’ye yönelik konsantrasyon kayıpları ve azalan iştahları.
Bahis konusu olumsuz iki faktör katılım bankacılığının hızlı büyümesini geciktirmiş ve Mart 2026’da %9,52 olan sektördeki pazar payının %15 civarına yükselmesini engellemiştir.
Kamunun, katılım bankacılığına 2015-2018 arasında Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Emlak Katılım olarak üç farklı oyuncu ile güçlü giriş yapması sektörün hızlı büyümesini sağlamıştır.
Kamu sermayeli Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım on yıl önce girdikleri katılım bankacılığında; aktif büyüklüğü, krediler, toplanan fonlar, şube ve personel sayısında kısa sürede %30’ları aşan paya ulaşarak parlak bir başarı göstermiştir.
Ayrıca bankacılık sektöründe uluslararası ve milli çok sayıda köklü bankayı geride bırakarak paylarını %1,5 ile %2 aralığına taşımıştır.
Grafiklerde görüleceği gibi Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım tasarrufların ekonomiye kazandırılması ve reel sektörün finansmanında artan bir performans göstermektedir.
Ayrıca şube sayısı ve istihdamda %30’lara yaklaşan payları ile dikkate değer bir başarı göstermiştir.
Bu parlak başarının mimarı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Katılım bankacılığına inancını her zaman ifade eden, desteklerini ve yakın takibini diri tutan, katılım bankacılığının gelişmesini engellemeye çalışan harici ve dahili girişimlere prim vermeyen kararlılığından asla uzaklaşmayan Cumhurbaşkanımıza ülkemiz adına teşekkür edelim ve hakkını telim edelim.
Ziraat Katılım ve Vakıf Katılım; tasarrufların sisteme aktarılması, reel sektörün finansmanı, istihdam vb. ekonomik ve sosyal hayatın farklı alanlarında önemli katkılar üretmiş, futbol terminolojisi ile orta sahada oyunun hem defans hem de hücum yönünü başarıyla oynamıştır. Başarıları açık ve çok kıymetli olan kurumların özenle korunması ve büyütülmesi gereklidir.
Banka birleşmeleri dünyada ve ülkemizde beklenen sonuçları vermemiştir. Özellikle pazar payları %10’lara yaklaşan bankaların birleşmesi ekonomi, reel sektörün finansmanı, sektörün büyümesi ve verimlilik açısından telafisi uzun zamana yayılabilecek daha büyük sorunlar üretmektedir.
Katılım bankacılığında; aktifler, krediler, toplanan fonlar, şube sayıları ve istihdamdaki payları birbirine oldukça yakın ve toplamda %30’un üzerinde olan iki kamu katılım bankasının birleştirilmesi stratejisinin açıklanan hedeflere ulaşmada başarısızlıkla sonuçlanması kuvvetle muhtemeldir.
Bankacılık sektöründe gereğinden fazla büyük oyuncuların varlığı ciddi risk unsurudur. Bu bankaların yaşayabileceği sorunlar; ekonomi, reel sektör, finans, bankacılık ve katılım bankacılığı için önemli tehdit potansiyelidir. Sektörün az sayıda çok büyük bankalar yerine nispeten makul büyüklükte ve çok sayıda bankadan teşekkül etmesi en sağlıklı yapıdır.
Katılım bankacılığının daha da büyümesi için öneriler
– Finansal istikrar için stratejik unsur olarak görülen ve daha da büyütme hedefi belirlenen katılım bankacılığında, faaliyette olan iki kamu katılım bankasının birleştirilmesi konusu yeniden değerlendirilmelidir.
– Her iki bankanın ayrı ayrı büyümesini sağlayacak halka açılma, uluslararası piyasalardan stratejik ortak ve uzun vadeli fon temini vb. kaynak yapısını güçlendirecek adımlar atılmalıdır.
– Yeni katılım bankası kurma veya mevcutlara ortak olma yoluyla uluslararası sermayenin girişi teşvik edilmelidir.
– Türkiye’ye yönelik konsantrasyon kaybı ve iştahı azalan iki köklü bankanın sorunları çözülmelidir.
– İzin alan yeni katılım bankalarının faaliyete geçiş süreçleri kurumsal kalite ve finansal yeterlilik açısından desteklenmelidir.
Dr. Ahmet Yarız’ın konuyla ilgili kapsamlı araştırması ekonomigazetesi.com’da

