Albakara Türk’ten yayın hayatına yeni bir nefes!


Türkiye’de 35 yılı aşkın bir süredir katılım bankacılığı sektöründe faaliyet gösteren Albaraka Türk’ün, yayıncılık alanındaki faaliyetlerini çatısı altında topladığı “Albaraka Yayınları” ilk kitaplarını okurlarla buluşuyor.

İKTİSAT SERİSİ

KİTÂBÜ’L-HARÂÇ
Kadı Ebû Yûsuf

Tercümesini sunduğumuz bu kitap, isminden de anlaşılacağı üzere bir vergi kitabı olması gerekir. Zira “haraç” bilhassa gayrimüslimlerden alınan verginin adıdır. Fakat kitabın muhtevası tetkik edildiği zaman görülecektir ki Kitâbü’l-Harâç, ünlü Abbasî Halifesi Hârûnürreşîd devrine kadar gelen İslam devletinin iktisadını ve maliyesini içine almaktadır. Kitapta hemen hemen bütün iktisadi konulara temas edilmiştir. Devlet gelirleri, beytülmal (hazine), devlet masrafları, harcamaların nasıl yapılacağı, vergi mevzusu ve çeşitleri, vergi adaleti, millî gelirin adil bir şekilde bölüşümü, vergilerin tahsil şekilleri, vergi mükellefi ile devlet arasındaki münasebetler, amme hizmetleri ve hukukuna dair bazı meseleler, sosyal güvenlik ve sosyal dayanışma, iktisat politikası, para birimleri, enflasyon, devalüasyon, fiyat istikrarı gibi bugün daha fazla açıklığa kavuşmuş olan konular, o devrin ihtiyaçları ve ilmî anlayışına göre işlenmiştir. İktisadi ve mali meselelerin ana hatları çizilmiş ve esas prensipleri vazedilmiştir.

İSLAM KURUMLARI TARİHİ
Prof. Dr. Abdülaziz ed-Dûrî

“Müslüman toplumu etkileyen gizli unsurları ve önemli akımları anlayabilmek için, İslami kurumları incelemek çok önemlidir. Öyleyse, bu kurumların resmî veya medeni, iktisadi, sosyal, siyasi veya kültürel türlerini araştırmak; birçok toplumsal ve fikrî hareketin iç yüzü hakkında bize fikir verecektir. Örneğin hilafet sorununu anlamadan, İslam mezheplerinin doğuşunu ve bunlardan kaynaklanan görüş ayrılıklarını anlayabilir miyiz? Maliye siyasetini ve müslümanların takip ettiği vergi sistem ve kurumlarını öğrenmeden, kendini dinî bir renge boyayan toplumsal hareketlerin çoğundaki ve mevâlînin tavırlarındaki sırrı kavrayabilir miyiz? Meslek ve sanat teşkilatlarını; Ayyârîn, Şuttâr ve Fityân hareketlerini tetkik edip kavramadan, halkın İslam tarihine etkisinin çapını hissedebilir miyiz?” diye soran Abdülaziz ed-Dûrî, bu eserinde, İslam’ın ilk dört asrında ortaya çıkan kurumların gelişim serüvenini anlatıyor. Böylelikle, kurumlar üzerine çalışma yapanlara araştırma usulüyle rehberlik ediyor. Eser, ayrıca, kurumların meydana geliş sürecinde medeniyetler-kültürler arası etkileşimin rolünü de göstererek, tüm insanlık nezdinde hayırlı bir toplum olma görevini kendi kurumları aracılığıyla yerine getirme arzusundakilere ışık tutuyor.

KİTÂBÜ’L-KESB \ İslam İktisadında Helal Kazanç
İmam Muhammed eş-Şeybânî

İslam entelektüel geleneği içinde Kitâbü’l-Kesb ve benzeri başlıklar altında çok sayıda eser yazılmıştır. Öyle ki onlar bu gelenek içinde “Kesb Literatürü” diye adlandırılabilecek ayrı bir literatür ailesi oluştururlar. Bunlar “kesb”i, yani çalışıp kazanmayı ve hemen hemen her zaman onunla birlikte “infak”ı, yani maişet için harcamayı çeşitli yönleriyle ele alan ilginç eserlerdir. Fakat “kesb”e dair en ünlü eser, Şeybânî’nin (132-189 h./ 749-804 m.) Kitâbü’l-Kesb adlı kitabıdır. Ancak hemen belirtmek gerekir ki Şeybânî’nin eseri bugün müstakil bir metin hâlinde mevcut olmayıp Serahsî’nin (400-483 h. / 1010-1091 m.) 200 küsur yıl kadar sonra onun üzerine yazdığı şerhin içine karışmış olarak varlığını sürdürmektedir. Bu durumda onun mevcut hâline Şeybânî ve Serahsî ’nin müşterek eseri gözüyle bakılabilir. Kitabü’l-Kesb, “kesb”le ilgili hemen her konuyu içerir: Çalışmanın; önemi, anlamı, fazileti, tevekkül ve dinî hayatla ilişkisi, çeşitleri veya iktisadi faaliyet dalları ve bunlardan hangisinin tercihe şayan olduğu; harcama ve tüketim, israf, gelirin yeniden bölüşümü, işsizlik, iş bölümü, ihtiyaç çeşitleri ve dereceleri, servet biriktirme, fert ve toplum ilişkileri. Özetle bu eser, “kesb”in, çalışıp kazanmanın dinî, ahlaki, hukuki ve iktisadi yönleriyle ele alınıp tartışıldığı çok yönlü bir metindir.  – Prof. Dr. Sabri Orman

MEDENİYET ANALİZİ METAMETODOLOJİ VE METODOLOJİ
Sabri Orman

Bu çalışmada İslam medeniyetinin ilk teşekkül sürecinden günümüzdeki mütekabili olan yeniden teşekkül veya diriliş sürecine ve onun bir alt seti veya parçası olan İslami iktisat çalışmalarına bir rehberlik çıkarılıp çıkarılamayacağı ve eğer çıkarılabilecekse bunun usulü ile sınırları tartışılmaktadır. 

Bu maksatla önce İslam medeniyetinin ilk teşekkül döneminin genel bir tasvir ve tahlili yapılmakta, daha sonra onun bazı karakteristik özelliklerinden hareketle bir medeniyet modeli ve/veya metodolojisi çıkarılmaya çalışılmaktadır. Buna bir metametodoloji denemesi de denebilir. Daha sonra bu metametodolojinin, anılan dönemin günümüzdeki mütekabili olan İslam medeniyetinin yeniden teşekkül dönemi için yol gösterici bir tarafı olup olmadığı değerlendirilmektedir.

Anılan iki dönem ve onların tekabül ettiği süreçler, makro hatta mega süreçlerdir ve her birinin altında çok sayıda alt süreç yer almaktadır. Bu sebeple bu süreçlerin her biri önce tevarüs ve inşa süreçleri şeklinde bir tasnife, onların da her biri teorik ve pratik süreçler diye daha alt dereceli bir tasnife tabi tutulmaktadır. Nihayet, teorik ve pratik süreçler de hala çok geniş kapsamlı fenomenler olduklarından, konu belli bir alan, yani İslamî iktisat çalışmaları örneği üzerinden somutlaştırılmaya çalışılmaktadır.

İKTİSADİ VE FIKHİ YÖNLERİYLE PARA ÜRETİMİ
Hakan Şahin

İktisadi özgürlüğün korunmasına düşman olan ideolojilerin hâkim olduğu bir ortamda istikrarlı para diye bir şey olmaz.Ludwig von Mises (1881-1973) Toplumun temelini altüst etme konusunda parayı bozmaktan daha sinsi ve garantili bir yol yoktur. Bu süreç iktisat yasalarının tüm gizli güçlerini yıkım lehine harekete geçirir ve bunu öyle bir şekilde yapar ki milyonda bir kişi bile bunu teşhis edemez.John Maynard Keynes (1883-1946) İstikrarlı bir para için tek umudumuz parayı politikadan koruyacak bir yol bulmaktır. Tüm parasal kötülüklerin kaynağı ve kökeninde yatan, devletin para basma konusunda uyguladığı tekeldir.Friedrich August von Hayek (1899-1992) Para, merkez bankasını yönetenlerin eline bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir.Milton Friedman (1912-2006) Danışmanlığımda yapılmış bu tezin akademik camia açısından İslam iktisadı ve finansı alanında önemli bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyim.Servet Bayındır Hakan Sahin’in bu çalışması, bu alanda önemli bir açığı doldurmakta, bundan sonra yapılacak çalışmalar için değerli bir başvuru ve ilham kaynağı teşkil etmektedir.İbrahim Turhan Hakan Şahin, bu eserinde parayı ve parayla bağlantılı konuları ülkemizde eksikliği hissedilen bir bakış açısı ile ele alıyor. Eser, Avusturya İktisat Okulu gibi değerli bir bilgi kaynağından da faydalanarak, özgür bir toplumda kurala dayalı para politikalarının keyfî yönetimden daha optimal ve ahlaki sonuçlar sağladığını başarıyla anlatıyor. Ünsal Çetin

FİNANS DİZİSİ

FİNANSIN SOSYAL ETKİSİ VE GÜCÜ
Faisal M. Atbani & Cristina Trullols

Finansal sistem, kriz üretmeye devam ederken toplumun geniş bir kesimi bedelini ödemek zorunda kalıyor. Örneğin, 2008 krizinde küçük bir azınlığın açgözlülüğü sebebiyle toplumların neredeyse tamamının refah seviyesinin düşmesi, telafisi mümkün olmayan toplumsal sorunlara yol açtı. Bu noktada “Finansal sistem neyi amaçlamaktadır?” sorusu tekrar sorulmalıdır. Birçok karşılığı olsa da verilebilecek ilk cevap herhalde “Toplumun finansal ihtiyaçlarını karşılamak” olmalıdır. Ancak finansal sistemin bu konudaki performansının oldukça kötü olduğunu görüyoruz.

Finansın Sosyal Etkisi ve Gücü, önerdiği finansal sistemin merkezine sosyal etkiyi alarak farklı bir anlayış sunuyor. Başta insan olmak üzere finansal faaliyetlerin etkilediği tüm tarafları hesaba katan bu yaklaşım, refahı bütüncül bir şekilde ele alıyor ve etiğin finansın kalbine yerleştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu doğrultuda kitapta, finansal sisteme hizmet edeceğine inanılan İslami finans uygulamaları, farklı bir anlayışa sahip etik ve ekolojik/sosyal/şeffaf bankacılık, modern banka dışı finansal kurumlardan olan kitle fonlaması, yerel çözümlere başarılı bir örnek olan Garut Atık Bankası gibi örnekler bulacaksınız.

FİNANS VE İYİ TOPLUM
Robert J. Shiller

Bu çalışma Robert J. Shiller’in Yale Üniversitesi’nde verdiği derslerden doğmuş ve okuyucu ile buluştuğu andan itibaren alanında ufuk açan bir eser olmuştur. Shiller finansal krizlerin ortaya çıkışlarını ve meydana getirdikleri yıkımları ele alırken insanı merkeze alan bir finansal sistem önermiş ve bunun hem finansal kurumları daha etkili kılacağını hem de söz konusu sistemi toplumun refahı için çalışır hâle getirebileceğini ileri sürmüştür.

yazara göre, meydana gelen krizler finansal sektördeki çıkar çatışmasından değil, finansal kurumlardaki yapısal eksikler ve bu eksiklikler sonucu ortaya çıkan yeni araçlardan kaynaklanmaktadır. Shiller bu tespitte bulunurken finansal yeniliğin yapısal gelişmelerle desteklenmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu doğrultuda finansal kurumlar insani kaygıları önceleyen demokratik yapılar hâline geldiklerinde, yapılan finansal yeniliklerde de toplum yararı dikkate alınacaktır. Böylece finansal yeniliklerin küçük bir azınlığın çıkarları doğrultusunda hareket etmemesi, tüm toplumu kapsaması sağlanmış olacaktır. Shiller’e göre bu durum gerçekleşirse halkın finansal kurumlara ve yöneticilerine olan tepkilerinin azalması da mümkün olacaktır.

Shiller finansal kapitalizm kavramının günümüzde olumsuz anlam ifade etmesine katılmamaktadır. Aksine finansal kapitalizm bir araç olarak kullanıldığında, finansal sistemin topluma daha faydalı hâle gelmesi ve sosyal fayda doğurması mümkündür. Bu doğrultuda kitap ilk kısımda okuyucuya, finansal sistem içerisindeki CEO’lar, sigortacılar, piyasa yapıcıları, eğitimciler, avukatlar, danışmanlar, muhasebeciler ve bunların rollerine ve sorumluluklarına dair bir çerçeve çizmektedir. İkinci kısım finans sektörünün eksikliklerine ve bu eksikliklerin çözüm yollarına dikkat çekerek, finansal kurumların alışılagelmiş hedeflerinin ötesine geçmesini ve toplumun geneline hitap edecek şekilde daha insani, kapsayıcı ve eşitlikçi olmasını önermektedir. Sonuç olarak Shiller, Finans ve İyi Toplum kitabında finansal kurumları yapısal güçlendirme, demokratikleştirme ve insanileştirme politikaları çerçevesinde yeniden değerlendirilerek, belirli bir azınlık zümreye hizmet etmek yerine, toplumun genelinin yararını önceleyen bir yapıya dönüştürülmesini savunmaktadır.

İSLAMİ FİNANSIN KÜRESEL ÖNDERLERİ
Sektördeki Dönüm Noktaları ve Yansımaları
Emmy Abdul Alim

İslami finans, özellikle 2007-2008 yıllarında yaşanan küresel finans krizinden sonra, ekonomik kırılganlıklara karşı gösterdiği dirençle ve yüzde 20’lere ulaşan yıllık büyüme oranlarıyla alternatif bir finansal sistem olarak ön plana çıkmıştır. Bu sayede, sadece İslam dünyasında değil Batılı ülkelerde de dikkat çeken bir finansal sistem olarak üzerinde durulmaya başlanmıştı.

İslami Finansın Küresel Önderleri, 1970’lerin başlarında İslami bankalar öncülüğünde ortaya çıkan modern İslami finans sektörünün kırk yılı aşan gelişimini, sektörün temellerini atarak ona yön veren önderlerin tecrübeleri aracılığıyla aktarıyor. Sektörün; akademi, siyaset, iş dünyası ve fıkıh alanındaki öncü isimlerini bir araya getiren kitap, yapılan röportajlar ile bu isimlerin görüşlerini ve düşüncelerini okura doğrudan yansıtmayı amaçlıyor. Kitap sektörün dünden bugüne yaşamış olduğu serüveni, gelişimi, zorlukları ve küresel finans sektörü içerisindeki yerini, yapılan araştırmalar ve sektörde kilit rol oynamış isimlerin aktardığı anekdotlar aracılığıyla sunuyor. Bunları aktarırken, eleştirel bir bakış açısına ve farklı düşüncelere başvurmayı da ihmal etmiyor.

İslami finans sektöründe çalışanlar, akademisyenler ve karar vericilerin yanı sıra sektöre ilgi duyanlar için de benzersiz bir kaynak olan bu eser, İslami finansın doğuşundan bugüne dek hangi aşamalardan geçtiğini adım adım gözler önüne seriyor ve okura birçok açıdan yol gösterici olma niteliği taşıyor.

İSLAMİ MİKROFİNANS
Teori, Uygulama ve Model Önerileri
Mücahit Özdemir

İslami finans denildiğinde akla ilk gelen kurumlar İslami bankalar, yani ülkemizdeki adı ile katılım bankalarıydı. Ancak son yıllarda İslami finans sektöründe meydana gelen gelişmeler ile katılım bankalarının yanı sıra farklı kurumsal yapılar da gündemimize girdi. Sukuk, İslami endeksler gibi örnekler bunlardan bazıları. Kurumlardaki bu genişleme İslami finansın ulaştığı kesimlerde de değişikliğe sebep oldu. Düşük gelir grubundaki kişilerin finansal hizmetlere erişmesini ve böylece ekonomik olarak güçlendirilmelerini hedefleyen İslami mikrofinans işte bu kurumlardan bir tanesi.

Son on yılda özellikle Pakistan, Bangladeş, Endonezya gibi Müslümanların yoğunlukta yaşadığı ülkelerde büyük ilerleme kaydeden İslami mikrofinans, bünyesinde barındırdığı sosyal misyon ile birçok insanın hayatına dokunuyor. “Karz-ı hasen (güzel borç)” üzerine kurulu yapıların yanında ortaklığa dayalı yöntemlerle faaliyet gösteren İslami mikrofinans kuruluşlarının artışı da sevindirici düzeyde. Fakat Türkiye bu alandaki ilerlemeyi ne ölçüde yakalayabildi? Mevcut yapı ve konjonktür bu alanda ne gibi oluşumların kurulmasına imkân tanıyor?

İslami Mikrofinans kitabında teorik bilgiler, dünyadaki farklı uygulamalardan örnekler ve Türkiye’de İslami mikrofinansı uygulamak isteyen katılım bankaları ya da sivil toplum kuruluşları için kapsamlı modeller mevcut. Yoksulluğun azaltılmasında herkese birtakım sorumlulukların düştüğü günümüzde, çeşitli finansman yöntemlerine ve yeni İslami finans uygulamalarına ilişkin kapsamlı bilgiler veren elinizdeki kitap alanında ilklerden biri. Dünya genelinden Türkiye özeline inerek mevcut durumu ve olması gereken yapıyı sistematik bir şekilde sunan kitap, yoksullukla mücadele konusuna ilgi duyan herkes için başucu eser niteliğinde!

ORTA ÇAĞ İSLAM DÜNYASINDA ORTAKLIK VE KÂR
Abraham L. Udovitch

Bu çalışma Abraham Udovitch’in Orta Çağ ve Yakın Doğu’nun iktisadi ve sosyal hayatı üzerine yaptığı akademik çalışmaların en önemli ürünlerinden biridir. Nitekim konuya dair kaleme alınan müteakip çalışmalarda Udovitch’in eserine yapılan atıflar bu kanaati destekler niteliktedir. Eser genel anlamda İslam’ın Orta Çağ’da Hanefi, Mâlikî ve Şâfiî mezhepleri bağlamında öngördüğü ortaklıkları ve yazara göre bu ortaklıklardan esinlenen ve hatta bizzat kendisi olan Avrupalı commenda akitlerini hem müstakil hem de karşılaştırmalı olarak ele almaktadır.

Udovitch eserin giriş bölümünde ortaklık ve commenda akitlerini, “Orta Çağ İslam dünyasının ticari hayatının kusursuz birer nitel bileşeni” olarak tanımlamaktadır. Mezkûr tanımlamadan anlaşılacağı üzere bu eser, ortaklık ve commenda akitlerinin nitel yönlerini ele almış, yine yazarın ifadeleri ile “kaynak ve doküman yetersizliğinden dolayı Orta Çağ ticaretinin nicel taraflarına dair araştırma yapmanın büyük ölçüde imkânsız olması” sebebiyle ortaklık ve commenda akitlerinin nicel yönlerine yer vermemiştir.

Eserde temel olarak karşılaşacağımız kavramlar mufâvaza, inân ve mudârebe ortaklıkları (İslam fıkhı bağlamında) ve commendadır. Söz konusu akitlerin Orta Çağ İslam dünyasının iktisadi ve sosyal hayatında oynadığı rolü ve Orta Çağ Avrupası ile ilişkilerini açık bir şekilde ortaya koyan Udovitch, “commendanın İslam öncesi Arap kervan ticareti bağlamında geliştirilen Arap yarımadasına özgü bir kurum olması oldukça muhtemel görünmektedir” ifadeleri ile commendanın kökenine direkt olarak işaret etmekte ve bu tezini pek çok arşiv belgesi ile desteklemektedir.

Bu çalışma günümüz faizsiz finans literatüründeki Orta Çağ iktisadi hayatına yönelik araştırmalar arasında ortaklıklara dair yapılan en kapsamlı eserlerden biri olması hasebiyle okuyucuya doyurucu bilgiler vermekte ve söz konusu akitlere, fıkıh ile ticari uygulama arasındaki uyum veya uyumsuzluk veçhelerinden bakarak okur için farklı bir bakış açısı sunmaktadır.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir